PİRGE BIÇAK

Pirge bicak

Yeşilyayla Kesici Aletler Ltd.Şti. 1879 yılında Bursa'da kurulmuş, 6 nesildir devam eden bir aile şirketidir. PİRGE markası 2009 yılında, firmanın 130. yaşıyla birlikte yapılandırılmıştır. Firma, PİRGE'nin geçmişin ışığıyla geleceği gören yenilikçi imajı sayesinde ürün çeşidini ve müşteri profilini belirlemiştir. PİRGE markası tecrübe, ustalık ve en son teknolojinin birleşmesiyle üretilmektedir. Gelişmeleri yakından takip eden firma, dinamik yapısı sayesinde müşterilerinin taleplerine kısa sürede ve sağlıklı şekilde cevap verebilmektedir. PİRGE ürünleri dünya genelinde 20'den fazla ülkeye, endüstriyel mutfaklardaki, kasaplardaki, pastanelerdeki ve evlerdeki "Bıçağın Ustaları" için ihraç edilmektedir.

Tüm ürünlerde Türkiye'nin her yerine kargo ücretsizdir.

Pirge bıçak Pirge Duo Kasap Bıçağı 19 cm No:3

34103

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Kasap Bıçağı 16.5 cm No:2

34102

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Kasap Bıçağı 14.5 cm No:1

34101

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Kasap Bıçağı 12.5 cm No:0

34100

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Peynir Bıçağı 17.5 cm

34072

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Peynir Bıçağı 15.5 cm

34071

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Peynir Bıçağı 13.5 cm

34070

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Ekmek Bıçağı Pro 17.5 cm

34024

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE
Pirge bıçak Pirge Duo Ekmek Bıçağı Pro 20 cm

34023

Fiyatı telefon ile sorunİNCELE

Halı Kilim Sanatı Halı Sanatı, Türklerin dünya sanatına yaptığı en büyük katkılardan bir tanesidir. Bilinen en eski halı örnekleri ise, 1906-1908 arasında Sir Marc Aurel Stein’in Doğu Türkistan’da ki, Lou-lan ve Lop-nor’da yaptığı kazılarda ortaya çıkan ve M.Ö. IV-III. yüzyıllara tarihlendirilen halı parçalarıyla, Rus arkeoloğu Rudenko’nun, Altay dağları eteklerindeki Pazarık Yaylası höyüklerinde yaptığı kazılardan çıkmış olan, bugün Leningrad Ermitaj Müzesi’nde sergilenen 1,83×2 m. boyutundaki halıdır. M.Ö. V-III. yüzyıllara tarihlendirilen, “Gördes düğümü” ile Türk dokuması türünde dokunmuş bu halının desimetre karesinde 3.600 düğüm bulunmaktadır. Yapıldığı yıllara göre çok ince dokunmuş olduğundan, halının ilk ortaya çıkışının, çok daha eskilere tarihlere uzanması fikrini kabul ettirmiştir. Londra Victoria and Albert Müzesi halı işleri uzmanı C.Etattersalla halının ilk kez M.Ö. 1500 yıllarında Orta Asya’da dokunduğunu söylemektedir. Halı tarihinin kesintisiz olarak XIII. Yüzyıl Anadolu Selçuklu halılarına kadar izlemek zordur. Selçuklu halılarının en önemlileri Konya Alaeddin ve Divriği Ulu camilerinde bulunanlarla, Mısır’da Fustat’ta yapılan kazılarda ortaya çıkan halılardır. Selçuklu halılarında geometrik motifler, üsluplaştırılarak geometrik karekter kazanmış bitkisel motifleri, halı zeminini sonsuz bir düzende kaplar. Bordürlerde kufi yazılara da yer verilmiştir. Seçuklular döneminde Batıya kadar da uzanan geniş bir alana halı ihraç edilmiştir. XIV. yüzyıl başlarından XV. yüzyıl sonuna kadar ise, üsluplaşmış ejder gibi hayvansal motiflere rastlanmaktadır. Batılı ressamların, özellikle Hans Holbein’ın tablolarında görülen-bu yüzden bazı kaynaklarda da yanlış olarak “Holbein halıları” diye geçmiş XIV. ve XV. yüzyıllarda gelişen Osmanlı halılarında zemin karelere bölünmüş, yıldız ve geometrik motifler kullanılmıştır. XVI. yüzyıldan itibaren madalyonlu, yıldızlı, kuşlu olarak ayrı ayrı grup oluşturan Uşak ve Bergama halıları, XVII. Ve XVIII. yüzyıllarda bulut ve çintemani motifli halılar ortaya çıkmıştır. Desenleri saray atölyelerinde hazırlanan XVI. Yüzyıl Osmanlı halılarında Gördes düğümü yerine “Sine düğümü”, malzeme olarakda ipeğin kullanıldığı görülür. XIX. Yüzyıla kadar Türk halı sanatının desen, teknik ve üslup açısından gelişmesi devam etmiş, 1891’de Hereke halı atölyeleri kurulmuş, ancak son yıllarda fabrika üretimine geçilmesi Türk halı sanatının güç durumda kalmasına neden olmuştur. İstanbul koltuk yıkamada, bölge ve dönemlere göre değişik tezgahlar kullanılmakla birlikte, genellikle “ıstar” adı verilen dik tezgahlar, düğüm ve atkıları sıkıştırmak için “kirkit”, “kırkım”, denilen düğüm fazlalıklarını almakta özel makaslar kullanılır. Çözgü iplerine “argaç”, enine düğüm sıraları arasına atılan atkılara ise “arış” adı verilir. Yöreye göre adlandırılan, ayrıca teknik ve desen bakımından ayrılıklar gösteren Ladik, Taşpınar, Kırşehir, Yağcıbedir, Döşemealtı, Musul, Kula, Yahyalı gibi Anadolu halılarının çoğunda çözgü ve atkılar yünden yapılmıştır. XVII. Yüzyıldan sonra, atkılarda pamukta kullanılmıştır. Yalnız çözgü ve atkısı ipek olan çok ince halılar yapıldığı gibi, “düğüm” veya “ilmek”lerde bunlara uyarak ipekten yapılanlar da vardır. Gördes veya Türk düğümü olarak adlandırılan düğüm çift argaç üzerine atılır. Bu düğümle dokunan halılarda desen köşeli ve geometrik bir karekter kazanır. Sine düğümü denilen ve iki argaç üzerine ters simetrik olarak altın düğüm, bir argaça ilmiklenir, diğerinin ise etrafından dolaşır. Bu halılarda ise, yumuşak çizgiler olmasına karşılık, Gördes düğümlü halılar kadar dayanıklı değillerdir. Türk halılarının büyük çoğunluğu Gördes düğümüyle dokunduğu gibi, özellikle Osmanlı Saray Seccadelerinde Sine düğümünede rastlanır. Halılarda desen güzelliği, düğüm sıklığı kadar kullanılan malzeme ve boyalarında büyük önemi vardır. Yüzyıllar boyunca kök boyalar, cehri çalısı, taze ceviz kabuğu, soğan kabuğu, palamut, mazı, sarı ot kökü, nar kabuğu cam kabuğu, somak ve ekliz otu gibi bitki ve kabuklarından elde edilmiştir. Dokunduğu yıl kesin olarak bilinmeyen Hazret-i Mevlana’ya ait olduğu söylenen Konya Mevlana Müzesi’nde bulunan, santimetre karesinde 144 düğüm olan halı, Türk dokuma sanatının ileri tekniğinin bir örneğidir. Kilim ve Cicimler ise, Türk dokuma sanatının halıdan farklı teknik ve desen özellikleri gösteren bir bölümüdür. Kilimler dokundukları Malatya, Kırşehir, Eşme, Obruk, Emirdağ, Karasu gibi yer adlarına göre gruplandırılırlar. Türkmen ve Yörük kilimleri ise ayrı gruplar oluşturur. Kilimlerde bitki ve hayvan kökenli motifler usluplaştırılarak kullanılmıştır. Her iki yüzde de desen ve renkler aynıdır. Düğüm bulunmaz ve dik tezgahlarda dokunurlar. Cicim, kilime benzemekle birlikte dokuması farklıdır. Düz dokumanın arasında deseni oluşturan ayrı yün iplikler kullanılır. Çalışan kişi, dik tezgahlarda ön yüze göre farklı olan arka yüzden deseni işler. Sili dokunması da ayrı bir kilim çeşitidir.